OSMAN ÖZBİLEN, ADNAN ÖZBİLEN VE GANİTA

OSMAN ÖZBİLEN, ADNAN ÖZBİLEN VE GANİTA

Ganita’nın aksi ama yüreği yufka gibi olan Mehmet Salih Özbilen’in iki erkek çocuğundan biriydi. Diğeri Adnan Özbilen’di. Bir de kızkardeşleri vardı. Adnan Abi ters birisiydi; bu özelliği ile babasına benzerdi. Ganita, Trabzon’da özellikle Yaz aylarında en popüler mekandı. Ganita’da yazın zaman çok hızlı akardı. Tam akşam vakti, güneş batarken romantizm olsun diye Adnan Abi’ye Alpay’ın kasetini çal derdik, o Bülent Ersoy çalardı. Sırf bize gıcıklık olsun diye bunu yapardı. Sonra da bize bakıp kahkaha atardı, biz de sinir olurduk. Biraz sonra rahmetli Osman Abi çaktırmadan kasetçalara Alpay’ı koyardı, keyfimiz yerine gelirdi…

Adnan Abi’nin kalbinin de temiz olduğunu bilirdik ama dedim ya söylenen her şeyin tersini yapmak gibi bir özelliği vardı. Osman Abi ise çok uyumlu, iletişim kurmasını bilen ve bizleri daha iyi anlayan birisiydi. Bu arada öyle bir anlatıyorum ki sanki bizler Ganita’nın bir parçasıyız gibi bir duygu sizlere geçmiş olabilir. Ama öyleydi zaten. Bizler Ganita’nın bir parçası gibiydik. Okul dışında bütün zamanımızı orada geçiriyorduk. Okuyor, yazıyor, çiziyor, tartışıyor, geliş yoluna bakıyorduk. Bugün kendime farklı bir anlam yükleyebilmişsem, bunun en büyük nedeni Ganita’dır. Orada yaşanılan olaylar, yaşadığımız süreç ve atmosferdir. Beklemeyi bile orada öğrendiğimi söyleyebilirim.

Ganita’yı bizler sisli, puslu  ve soğuk havalarda daha çok severdik. İlk yapılan kapalı mekanın ortasında koca bir soba vardı. Üşüyünce sobanın  etrafında otururduk. Bazen üzerinde fındık veya kestane kızarttığımız olurdu. Adnan Abi sobanın etrafında oturmamızı çok istemezdi ama Osman Abi oturmamıza izin verirdi. Düşünün koca bir soba, etrafında üniversite öğrencileri ve tiyatro, sinema, şiir, siyaset vs. konuşuyorlar. Ve bu sohbetlere Mehmet Salih Amca’nın tavşan kanı çayı eşlik ediyor. Şimdiki gençlerin sanal ortamda yaşadığı ruh ikilemlerini düşününce, çok ilginç geliyor değil mi?

Osman Abi farklı bir insandı, ayrıca iyi futbol oynardı. O dönemde kendi aramızda esprili futbol turnuvaları düzenlerdik ve Osman Abi o turnuvaların vazgeçilmeziydi. Dedim ya Osman Abi sosyal bir insandı. Zaman zaman coşar, hadi Dalyan Çay Bahçesi’ne gidelim derdi. Orada bizlere bira ısmarlar, dertleşirdi. Kendilerine rakip olan bir yere gitmekten hiç gocunmazdı.

Yaz mevsimi geldiği zaman, bizler biraz feleğimizi şaşırırdık. Ganita çok kalabalık olurdu. Hatta oturacak masa bulmakta zorlanırdık. Ganita’yı kendimize ait bir mekan olarak gördüğümüz için bir masaya oturduğumuzda uzun süre kalırdık orada. Ancak bu kez oradaki garsonların kazancını azaltıyormuşuz gibi bir hisse kapılırdık. Çünkü bizler her zaman olduğu gibi çay içerdik , oysa ki yaz müşterileri meşrubatlar, tatlılar, yiyecekler isterdi. Osman Abi bu durumu anlar, yeni garsonlara bizle ilgili talimatları verirdi. O durumda kendimizi özel ve önemli hissederdik.

Osman Abi’yi 1999’da kaybettik. Ardından 2004’te Mehmet Salih Amca’yı kaybettik. Ganita’da bir değişimin, dönüşümün başladığı yıllardı. Ganita aynı Ganita idi. Ancak çok şeyler eksilmişti.Ama Tombul Kaya aynı yerindeydi, güneş yine aynı yerden batıyor ve hâlâ daha Mehmet Salih Amca’nın çayını içmeye devam ediyoruz. Artık Osman Abi ve Mehmet Salih Amca’dan geriye Adnan Abi kalmıştı. Aileyi ve Ganita’yı o ayakta tutmaya çalışıyor ve çayı o demliyor. Adnan Abi artık eskisi gibi değil. Artık yorgun bir savaşçı gibi ailesi için  ve Ganita için mücadele etmek yormuş onu. Çünkü tüm ailenin yükü sırtında. Bizlerinse Ganita sevgisi hep yaşadıklarımızda kalıyor. Başucumuzda önemli bir iz olarak kalıyor ve hala Ganita’ya gittiğimizde nefes aldığımızı hissediyoruz. Ruhun şad olsun Mehmet Salih Amca, ruhun şad olsun Osman Abi, uzun ömürler diliyoruz Adnan Abi…