ANADOLU

Popüler şarkılarımıza bakıyoruz; bir çoğu ya Arap şarkılarından ya da başka yabancı pop şarkılarından çalıntı. TV'leri kuşatan dizilerimize bakıyoruz; yabancı dizi senaryolarından esinlenme veya çalıntı. Yeni dönem kitaplarımıza bakıyoruz; çaktırmadan başka kitaplardan alıntı. Üniversite tezlerimize bakıyoruz; içerisi bir çok intihallerle dolu. Popüler kültürü dışarıdan alıyoruz, modayı bir kukla gibi yaşamımıza katıyoruz, bilmediklerimizi biliyormuşuz gibi yapıyoruz…

Oysa ki bu topraklar; Mezapotamya, Asya, Avrupa, Akdeniz ve hepsinin orjini. Kadim bir kültürün bileşkesi; yani Anadolu. Savaşların, sanatın, ayrılıkların, kavuşmanın, aşkların, bilimin yani insanlığın en insan yüzü. Bu topraklarda tüm dünyaya yetecek kadar malzeme var. Ve bizler bilmiyoruz bu malzemelerin varlığını. Güneşin doğudan doğduğunu bile unutuyoruz.

Neşet Ertaş, ahiri ile batını olan sevdasının peşine bu topraklarda düştü. Yunus Emre bu topraklarda hamdı, pişti, yandı. Karacaoğlan bir ayrılık, bir yoksulluk, bir ölüm derken ayakları bu topraklara basıyordu. Aşık Veysel' in sadık yari bu kara topraklardı. Pir Sultan Abdal doğru bildiği yoldan bu topraklarda dönmedi. Köroğlu mertliği bu topraklarda bildi, Dadaloğlu ferman padişahınsa dağlar bizimdir dedi. Mevlana'dan hoşgörüyü öğrendik, Itri'den derinliği. Nazım Hikmet umudu ve direnci anlattı, Yaşar Kemal Anadolu'nun içselliğini. Aslında anlatmakla bitmez bu süreç. Yüzlerce ve binlerce ozanlar, aşıklar, bilge insanların bu topraklarda izi vardır. Geride bıraktıkları ayak izlerinden tanırız onları, kulağımıza fısıldayan rüzgarın sesinden…

Müthiş bir kavramsal biçim var Anadolu 'da, müthiş ötesi bir derinlik. Nedendir öyleyse başka yerlerde aramamız yaşamın anlamını? Avuçlarımızla güneşin ışığını kapatmaya çalışmamız, kötü bir hastalığa kapılmış gibi yapmamız nedendir? Kendisini bilmeyen insanların başkalarından alabilecekleri hiç bir şey yoktur. Ve bu ülkede yaşayan ve sanatla, bilimle, kültürle vs. uğraşan insanların üretme kabızlığı hastalığından kurtulmaları için düşünsel dünyalarını, gözlerini Anadolu’ya çevirmeleri yeterlidir. Önce kendine yetmesini öğreneceksin, sonra algını Evren'le birleştireceksin. Bir sanat eserinin veya bir olgunun Evrensel kriterlere sahip olabilmesi için önce kendi topraklarını orjin alması gereklidir. Önce Anadolu diyebileceksin, sonra sınırların olmadığı bir dünyaya özlem duyacaksın. Anadolu bizsek, Anadolu sizdir. Anadolu, dünyadır... Yaşamın aranan tüm gizlerinin cevabı Anadolu'dur…