SÜZÜLEN BİR YAPRAK GİBİ

İnsanlar her şeyi söylemek zorundalar mı? Herkes aklından geçenleri söyleseydi, dünya yaşanılmaz bir yer olmaz mıydı? İnsanları gerçeklerle her zaman yüzleştirmek, insan egosuyla çelişen bir durumdur. Çünkü insan kendini hatasız bir varlık olarak görmese bile, hatasıza yakın bir varlık olarak tanımlar. Ve o varlığın hataları keskin bir şekilde yüzüne vuruldukça, o bir savunma mekanizması oluşturur ve kendini kendine mahkum eder. Bu mahkumiyet ise ona süreç içinde acı verir. Ve acıyı oluşturan olgulara karşı hatta ona söylediniz diye bilinç altında size nefret duymaya başlar. O nedenle insanlara gerçekleri söylemek çok zordur.

İnsan ırkı olarak bizler dünyadaki en donanımlı canlı olduğumuzu iddia ederiz. Belki öyleyizdir, belki değilizdir. Ancak en donanımlı canlı olsak bile bir çok hata ile birçok eksik ile kuşatılmışızdır. Bu eksiklere süreç içerisinde bilinçli olarak başka eksikler yükleriz. Kendimizi saklarız, yalan söyleriz, nefret duyarız, kıskanırız, intikam duygusuyla dolarız vs. vs... Bu insanlığımızın bizlere yüklediği bencilce ve pişmemiş tavırların yansımasıdır. Binlerce yıldır dünyada süren savaşların, katliamların, cinayetlerin, entrikaların sebeplerini başka neye yükleyebiliriz ki?

Bir de insan çoğu kez kendisinin başaramadığı veya kendisinde olamayan güzellikleri başkalarına anlatarak veya öğüt şeklinde başkalarına sunarak kamufle etmeye çalışır. Bu bir nevi terapi şeklidir. Kendisi başaramamıştır, yakınlarına çare olamamıştır; ancak üçüncü şahıslara anlatarak hatta hafifçe dikta ederek kendini iyileştirmeye çalışır. Tabi ki bu durumda onu dinleyen kişi için bu öğütler inandırıcılık özelliğini kaybeder. Çünkü insanlar sen bir şey söylüyorsan, önce senin hayatına bakarlar. Eğer söylediklerinle, yaptıkların çelişiyorsa seni “ahkam kesen” sınıfına sokarlar. Ve bu saatten sonra tüm inandırıcılığını kaybedersin.

Ayrıca yıllardır inandığın, uyguladığın doğruların dışına elinde olmadan çıkma durumu vardır. Belirli bir kişilik oluşturmuş insanlar için çok zor ve yaralayıcı bir durumdur bu. İnsanın uykuları kaçar, yatağının genişliği ona yetmez, kalp atışları hızlanır, geceler sabah olmaz. Dünyadaki en zor şeylerden birisi kültleşmiş bir kişiliğin dışında hareket etmektir. Tabii ki onurlu, karakterli, kendini bulmuş insanlar için. Ve onlar şundan korkarlar; kişilik bir defa delindi mi devamı gelecektir… İnsanın savaşta bile  ilk defa birini öldürmesi zordur ama sonraki çok daha kolay olur. Yani bir dağı çıkmak zordur ama inmek daha kolaydır…

Karşınızdaki insanlara aklınızdan geçen her şeyi söylemeyin. Kuracağınız cümlelerin tonlamasını seçin, dekorunu oluşturun , hazırlık cümleleri kurun, gözlerinin içine sevecenlikle bakın ve söyleyeceklerinizi öyle söyleyin. Yoksa dostluğunuzla, arkadaşlığınızla ilgili bir cinayet işlemiş olursunuz. Yaşamda herkesin bir egosu vardır ve bazen egolar aşılmaz bir duvar olur. Yani diyeceğim o ki ağacın dalından aşağı süzülen bir yaprak gibi düşmeyi bilmek gerekli…