Yazık, az bir puanla kaçırdım. Yazık bir soru daha yapsaydım kazanırdım. Yazık, top direkten dönmeseydi gol olacaktı. Yazık, kemerini bağlasaydı ölmeyecekti. Yazık, yeterince sevseydi evleneceklerdi. Yazık, çok yazık. Yaşamımızda o kadar çok yazık var ki.
Oysa yazık diye bir şey yoktur. Yeterince istememek vardır, yeterince emek harcamamak vardır. Yara almayı göze almamak vardır, anlamaya ve içselleştirmeye çalışmamak vardır. Yaşamın içinde soluk soluğa kalırken, nefes almak için bir yer bulma çabası vardır.
Emeği kutsallaştıran insanlar içleri acısa da bugün kaybetse de sevinçlerini bir daracık yere sıkıştırsa da bir çiçeğin kokusu bile onlara yol gösterir. Emek hep tazedir, emek dağların boynuna sarılan kar kadar beyazdır, fırtınadan arta kalan bir dinginliktir emek. Bir düş kadar berrak, yerini bulan sözcükler kadar net, bir öykünün kahramanı kadar dirençlidir emek.
Kazananlar yazık değil, yazıklar olsun der. Kazananlar “hoşça kal” değil, “güle güle” der. Kazananlar içinin kabaran yönünü türkülerle söyler. Bir şeyi istemekle başlar her şey; çok istemekle. Bir umudun soluğuyla yürümek ister ayakların. Kibritçi Kız yüreğiyle avucunu ısıtır umut. Neden yazık diyorsun, neden kaybettiklerini bir sözcüğün üzerine yüklüyorsun? İnsanın kimliği üzerine yüklediği anlamlarla biçimlenir. Yürek sancısı varsa, kazanma umudu sonsuza dek sürer. Yazık diyenler kaybedenlerdir, yazık diyenler söyleyecek sözü olmayanlardır, yazık diyenler feleğe düşman olanlardır.
Bir köprüyü karşıdan karşıya geçmek için o köprünün karşısına bakmasını bileceksin. Kendini tanımak kendine yenilmek değildir, kendini seveceksin. Sen güneşe hiç küsmeyeceksin ve bileceksin ki ne kadar kar yağarsa yağsın, gökyüzünde yağmur bulutları bitmeyen bir hüküm sürsün, şairin dediği gibi “güneşi içenlerin türküsünü söylenecektir”. O zaman yaşamın içine yapışan bağlamanın perdelerinde parmaklarının izini bırak, dalgalar ne kadar silse de kumların üzerinde ayak izini bırak, toprağa bir çiçek tohumu ek, dağların bulutlarına gözlerinden bir bakış bırak. Yaşamak sen olmaktır, yaşamak yazık sözcüğüne esir olmamaktır. Sustuğun yerde bir isyan başlar; sus o zaman.